ju

HAYVANLIK AŞAMASI

Neo-spiritüalist görüşe göre, ruhlar madde kâinatının diğer âlemlerinde olduğu gibi, üç boyutlu âleminde de reenkarnasyon sürecine bağlı olarak, derece derece yükselen tekâmül aşamalarından geçerek gör ve deneyimlerini arttırırlar ki, üç boyutlu âlemin bir tekâmül ortamı olan Dünya gezegeninin tekâmül aşamalarından biri de hayvanlık aşamasıdır.

Ancak hayvanlık aşamasının vereceği görgü ve deneyimi kazanmak için her ruhun muhakkak hayvanlık aşamasından geçmesi şart değildir; Üç boyutlu âlemimizin başka dünyalarında bu aşamanın vereceği görgü ve deneyim olanaklarını sunan, eşdeğerdeki bilmediğimiz başka aşamalar da mevcuttur. Öte yandan Dünya’ ya bitkilik, hayvanlık ve insanlık aşamalarından birinde bulunan bir varlığın önceki aşamalarından birini ya da en azından önceki aşamasının bir kısmını muhakkak bu gezegende geçirmiş olması gerekmez.

Dünyadaki en ilkel ruh ile insan ruhu arasında sıralanan tekâmül aşamaları ve her aşamaya ait bedensel oluşumlar düzenli olarak yükselen, gelişme gösteren bir silsileyi izler. (Ancak bu, bir ruhun reenkarnasyonları sırasında, dünyadaki mevcut türlerin gelişme gösteren maddi komplekslik derecelenmesini aynen izleyeceği anlamına gelmez. Dünyadaki tüm türlerde enkarne olması gerekmediği gibi, herhangi bir aşamaya ait tekâmül deneyimlerinin başka gezegenlerdeki türler de göz önüne alınmadan yalnızca Dünya’daki türlerle kısıtlı ve sınırlı tutulması gerekmez.)

Hayvanlık aşaması bitkilik ile insanlık aşaması arasında yer alır. [Hayvanlık ile insanlık arasında yer alan ara aşama, hâlihazırda gezegenimizde mevcut değildir. Kimi ruhsal tebliğlere göre başka gezegenlerde mevcut olan bu aşama vaktiyle gezegenimizde de mevcuttu. Ruhsal tebliğlere göre, bitkilik ile hayvanlık arasındaki ara aşamaya ait varlıkların bir kısmı gezegenimizde de mevcut bulunmakla birlikte, henüz (1946) bizim bilgi alanımıza girmemiştir (keşfedilmemiştir).]

Neo-spiritüalist görüşe göre, tekâmülde gerileme yoktur. Yani hayvan bedeninde enkarne bir varlık tekrar bir bitki olarak reenkarne olmayacağı gibi, insan bedeninde enkarne bir ruh da, yeniden hayvan bedeninde reenkarne olmaz. Ancak, bir varlık, dünyaya tekrar gelirken kendi türünü değiştirmemek koşuluyla, birtakım gereklere göre, dünyaya bazı yetenekleri kapanmış veya eskisine oranla daralmış bir durumda dönebilir.

(Tekâmül ihtiyaçlarına ve yaşam planına bağlı olarak, varlığın sonraki yaşamını birtakım yetenekleri kapanmış halde sürdürmesi gerekebilir. Örneğin, önceki enkarnasyonunda dünyaca tanınmış bir müzisyenin sonraki yaşamında başka yönlerini geliştirmesi için bu yeteneğiyle ünlü olmaması gerekiyorsa ve yaşam planını bu yüzden gerçekleştirememe tehlikesi varsa, müzik yeteneğinin o yaşam için kapanmasına neden olacak koşullarda dünyaya gelir.)

Bitki ruhlarında görülmeyip, hayvanlık aşamasına yükselmiş ruhlarda beliren yeteneklerden biri iradedir. İrade ve şahsiyetin oluşması hayvanları bitkilerden açıkça ayırır. Fakat hayvanlar iradelerini bilmeden kullanırlar. Onlardaki irade, içgüdülerle, dış tesirlerden ötürü zorlanmalarla, dürtülerle adeta otomatikman yön alır. Örümcek, yuvasını içgüdüyle yapar, şuurlu ve maksatlı bir düşünceyle değil; şuur ve düşünce yetenekleri henüz gelişmemiştir. Ancak, yaptığı bütün işler kendi iradesinin faaliyete geçmesiyle olur. Buna “kendiliğinden irade” veya “otomatik irade” de denilebilir.

İrade, hayvanlarda hareket yeteneğini sağlarken, imajinasyon da insanların kuruculuk ve yapıcılık kudretlerini geliştirir. İmajinasyon yeteneği, insanlarla hayvanlar arasındaki en önemli farkı oluşturur. Hayvanlarda imajinasyon, yani kendi iradesiyle imaj oluşturmak kudreti yoktur. Bir örümcek on bin yıldan beri, ne kadar hesaplı olursa olsun, yapmakta olduğu ağı değiştiremiyorsa, bu yeteneksizliğinin nedeni imajinasyonun yokluğudur.

Hayvan ruhlarının enkarne olmadan önce az çok imajinatif faaliyetleri olmakla birlikte, Dünya’ ya gelirken sıkı sıkıya maddeye bağlanmış olmaları bu yeteneklerinin kararmasına neden olur. Hayvanlarda canlanan imajlar ancak şuuraltında gizli kalmış şeylerdir.

Hayvanların beden formları (şekilleri) doğa yasaları tarafından belirlenmiş formlar arasında yer alır ki, hayvan ruhu, formunu, dünyaya gelmeden önceki iradesiyle seçmiştir. (Kimi ruhsal tebliğlere göre, bütün bitki, hayvan formları birer prototip halinde, tekâmül düzeyi çok yüksek varlıklarca meydana getirilmiştir; birbirinden türememiştir. Varlıklara tekâmül olanakları sağlayan bu formlar yalnızca insana hizmet olsun diye meydana getirilmemişlerdir.

Evrensel modeller taklit edilerek, yüksek varlıklarca birer tez olarak meydana getirilmiş bu formlar aynı zamanda, bir laboratuvar özelliğini taşıyan gezegenimizde yüksek varlıklar tarafından yapılan deneylerin bir kısmını oluştururlar.

Hayvanların vücut biçimlerinin büyüklüğüne, dış görünüşüne, vb.’ye bakarak onların tekâmül dereceleri hakkında kesin hükümler veremeyiz. Bununla birlikte, bir bedenin yapısındaki karmaşıklığı ve mekaniklik açısından inceliği ruhun tekâmül düzeyi ile ilgilidir. (Örneğin, bir maymunun sinir sistemindeki karmaşık yapı, tüyleri güzel görünse de bir tavus kuşunda yoktur. İnsanlık aşamasındaki bir ruhun ihtiyaçlarına da bir fil bedeni cevap veremez.)

Bununla birlikte, nispeten geri düzeydeki bir ruhun kullandığı beden, daha ileri düzeydeki bir ruhun kullandığı bedenden bazı noktalarda daha ince bir karmaşık yapı gösterebilir (örneğin, insan gözü kartalınki kadar keskin değildir. Aynı şekilde, bitkilik aşamasının son basamaklarındaki bazı bitkilerin maddi yapıları, hayvanlık aşamasının en geri basamaklarındaki hayvanların bedenlerine oranla daha karmaşık bir yapı gösterebilirler.)

Hayvan ruhları da, bitki ve insan ruhları gibi, bedenlerini kuran hücrelerinde sayısız ruhları yaşatır ve onların tekâmüllerine aracı olurlar. Hayvan ruhları da insan ruhları gibi, bedenlerindeki ruhlar karşısında organizatör ruh konumundadır.

Ruhsal tebliğlere göre, Dünya gezegeninin üç boyutlu âlemdeki diğer gezegenler arasında geri düzeyli bir okul olmasının nedeni, hayvanlık ile insanlık arasındaki ara aşamayı yeni tamamlamış, yani hayvanlık aşamasından getirdikleri geri özellikleri tam anlamıyla terk edememiş ruhların enkarne olduğu bir gezegen olmasıdır.

Bu bilgi, dünyada insan bedenine bürünmüş varlıkların sergilediği hayvanca tutku, duygu ve davranışlara açıklık getirmektedir.

Dharma Ansiklopedi

Hakkında Çiğdem Sarıgül

1969 yılında Almanya' da doğdum. 1996 senesinden beri Antalya' da özel bir hava yolu şirketinde çalışıyorum. Kendimi bildim bileli bu evrendeki gerçek rolümüzü, gerçekten nereden geldiğimizi, nereye gideceğimizi araştırmaya çalışıyorum. : )

4 yorum

  1. Yazınıza hayran kaldık :) iki kişi okuduk

  2. Çiğdem Sarıgül

    Çok teşekkür ederim. : )))

  3. çok beğendim ben bu siteyi.

  4. Çiğdem Sarıgül

    Çok teşekkür ederim. : )))

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.

x

Check Also

buddha

DURUGÖRÜ NEDİR?

  En basit tanımıyla Durugörü: Beş duyunun dışında, eşyaları, olayları ve düşünceleri algılama ve ...